Whispers in the Wind
Hannah, nişanlısı Emil'in ölümünden kendisini sorumlu hisseder ve bu suçluluk duygusunu atlatıp atlatamayacağını düşünmektedir. Hayatında yeni bir sayfa açmak onun için çok zordur. Bu süreçte, Ren adlı bir adam, Hannah'a karşı bir çekim hisseder ve onun yasını hafifletmek için kader mi yoksa şans eseri mi bir araya geldiklerini sorgular. Tsunamiden... Hannah, nişanlısı Emil'in ölümünden kendisini sorumlu hisseder ve bu suçluluk duygusunu atlatıp atlatamayacağını düşünmektedir. Hayatında yeni bir sayfa açmak onun için çok zordur. Bu süreçte, Ren adlı bir adam, Hannah'a karşı bir çekim hisseder ve onun yasını hafifletmek için kader mi yoksa şans eseri mi bir araya geldiklerini sorgular. Tsunamiden on yıl sonra, iki Filipinli Otsuchi'deki rüzgar telefonunda buluşur. Hayatta kalanlar, kopuk bir telefondan sevdiklerini arar, böylece seslerinin tsunamiden kaybedilen ruhlara ulaşacağına inanılır. Hannah ve Ren, tsunamiden en çok etkilenen bölgeleri ziyaret eder ve zamanla her şeyin ne kadar değiştiğine hayretle tanıklık ederler. Sevdikleriyle geçirdikleri son anları yeniden yaşarlar ve bu anılarla yüzleşirler. Hannah, Emil hakkında ne kadar çok konuşursa, o kadar hafiflemeye başladığını fark eder. Ren, Hannah’ın konuşmalarını dinledikçe ona daha da yakınlaşır ve onun acısını paylaşır. Ren, Hannah'a birçok insanın tsunamide sevdiklerini kaybettiğini ve vedalaşmanın mümkün olamamasının hem yaşayanlar hem de ölenler için adil olmadığını anlatır. Hikaye derinleşirken, Hannah gözlerinin önünde birikmeye başlayan su birikintilerine şahit olur ve titrek bir sesle kendisine sorar: "Öldüm mü?" Bu duygusal yolculukta, film izleyiciye kaybın ve vedalaşmanın zorluğunu derinlemesine hissettirir.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız
Giriş Yap