Bu film, tıpkı duman gibi, eterik bir şekilde akıp gidiyor ve kıvrılıyor. Karakterler ve yan hikayeler ustalıkla hikaye ve resimlerden oluşan bir duvar halısının içine dokunmuş durumda ve ancak yavaş yavaş gözlerimizin önünde beliriyor. Film, bizleri estetik tatminin gerçeklikten daha önemli olduğuna ikna etmeye çalışıyor. Auggie Wren'in, yani Harv... Bu film, tıpkı duman gibi, eterik bir şekilde akıp gidiyor ve kıvrılıyor. Karakterler ve yan hikayeler ustalıkla hikaye ve resimlerden oluşan bir duvar halısının içine dokunmuş durumda ve ancak yavaş yavaş gözlerimizin önünde beliriyor. Film, bizleri estetik tatminin gerçeklikten daha önemli olduğuna ikna etmeye çalışıyor. Auggie Wren'in, yani Harvey Keitel'ın New York'taki tütün dükkanında, günler sanki değişmeden geçip giderken, bize hayatın küçük detaylarını fark etmeyi öğretiyor. Paul Benjamin, William Hurt'un canlandırdığı umutsuz ve kırgın bir yazar karakteri, ölümle burun buruna geldiği kritik bir deneyim yaşar. Bu deneyim, onun için alışılmadık bir dizi olaylar zincirini başlatır ve ona, her gün gördüğü ama gerçekten algılayamadığı sokak yaşamına dair yeni bir bakış açısı kazandırır. Sonunda, sıra Auggie'nin bir hikaye anlatmasına gelir. Film, bizi günlük hayatın görünmeyen yönlerini keşfetmeye ve sıradan anların ardındaki derinlikleri görmeye davet ediyor. Filmde, sıradan görünen anların ne kadar büyüleyici ve derin olabileceğini fark ediyorsunuz, özellikle de Auggie'nin kıvrak zekâsı ve hikaye anlatma yeteneği sayesinde. Bu film, hayatın küçük ayrıntılarında gizli olan güzellikleri keşfetmemizi sağlıyor ve bizi adeta adım adım bir keşif yolculuğuna çıkarıyor. İzlerken Auggie ve Paul'un etrafında dolanan dumanın içerisinde, yaşamın ve insan ilişkilerinin ne kadar karmaşık olabileceğini tüm sadeliğiyle göreceksiniz. Film, estetik ve hikaye anlatımı konusunda oldukça zengin ve sanat dolu bir deneyim sunarak seyirciyi düşündürüyor.
Benzer Filmler
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız
Giriş Yap